Tarihçe
Aziz Paul M.S 50 yılından itibaren Anadolu'nun sahil şeridinde Hristiyan topluluklar oluşturuyordu. İlk yolculuğunda Attalia'ya (Antalya) gitmişti. Sonuncusunda ise Roma'ya gitmeyi planlamıştı fakat gemisi Ölüdeniz'e 45 dakika uzaklıktaki, Likya'nın büyük şehirlerinden ve ticaret merkezlerinden biri ve aynı zamanda Myra psikoposu Aziz Nicholas'ın da doğum yeri olan Patara'da alabora oldu. Aziz Paul Patara'da misyonerlik görevini üstlendi.
M.S. 325 yılında Nova Roma'daki (İstanbul) Konstantin, Hrıstiyan toplumların inançlarının pekiştirilmesi amacıyla bir ruhani meclis düzenledi. Myra psikoposu Aziz Nicholas dahil tüm Hristiyan aleminin psikoposları bu toplantıya katildi.
 
Günümüze kadar ulaşan kayıtlara göre, Nicholas, Symbola'ya (Ölüdeniz) birçok kez gelip Archangel ve St.Demetrius kiliselerine ziyaretlerde bulundu.
Hristiyanlığın resmi din olarak kabulunden sonra sahil şeridindeki Hristiyan topluluklar gelişti. Gemiler Kudus'e doğru yol alırken iyi bir sığınak olan Ölüdeniz'e ve etrafındaki koylara demir atarlardı.
Ölüdeniz ve Gıdrak'ta altı, çevredeki adalarda da birkaç tane daha kilise harabesi bulunması, tarihçilere bölgenin bir Hac yeri olduğunu, dolayısıyla Hristiyanların buraya ibadet için geldiklerini ve bölgenin bir tür dini eğitim merkezi olduğunu düşündürüyor. St.Demetrius ise bölgenin en büyük kilisesiydi ve beşiktonoz mimarisi Roma dönemi yapılarının kalıntılarından inşa edildiğini gösteriyor.
Kilise İç Yapısı
Bazilika tipi kilise; sağında bir şapel, bir merkezi nef (kilisede apsise dik doğrultuda, birbirlerinden sütunlarla ayrılmış, uzunlamasına mekanların her biri.) ve kuzey tarafındaki daha geniş olan iki yan nef içeren geniş bir apsise sahip. Nartex’in (kilisenin ana mekanına açılan giriş bölümü) zeminindeki mozaik Stephanus ve Euchutios’a ithaf edilmiş. Bu mozaiğe ilaveten, oldukca nadir, canlı renklerle boyanmış bir nar resmi olan mozaikler de bulundu. Kilisede bir su sarnıcı olmadığından dikdörtgen biçimindeki ardıç ve sedir ağaclarıyla kaplı avluda bir havuz olabileceği düşünülüyor.
Bölge 7. yüzyılda Kuzey Afrika Korsanları tarafından yağmalanınca kilise de yerle bir oldu ve enkaz altında kalan mozaiklerin de çoğu hasara uğradı. Şu an kilisenin en göz alıcı mozaikleri kuzey nefte bulunuyor ve aradan geçen 1300 yıllık zamana, onca yıkıma rağmen şaşırtıcı bir şekilde halen mükemmelliğini koruyor.
St.Demetrius'un restorasyonu halen itina ile devam ediyor. Ümit ediyoruz ki bir kaç yıl içinde tamamlanacak.